Serdar Kaynak

Serdar Kaynak üretimlerinde, özellikle çalıştığı konular açısından ikilik, ikilem, ikili denge gibi unsurlara yoğunlaşmıştır. Çalışmalarının çoğunda ve oluşturduğu pratiklerinde maddenin doğasına sadık kaldığını, onları zorlamadan düşsel gerçeklerden nesnel gerçeklere dönüştürdüğünü görebiliriz.

Üretimlerinin biçim yaklaşımlarını bu doğrultuda kurgulamış, doğadaki, evrendeki karşıtlık dengesini tamamlayıcı bir unsur olarak oluşturmaya çalışmıştır. Dualitenin, hayatın her alanında olduğuna inanmış, zıtlık-karşıtlık açısından ikilem dengesini, biçimsel olarak sorgulamıştır. Öz’de içsel olarak çalıştığı konuların içerdiği anlamlar bakımından biçim ve içerikte, zıtlığı, karşıt olmayı, bağlam açısından çelişki yaratabileceği duygusal bir yaklaşımla biçimlendirmiştir.

Üretimlerinin çoğu güçlü bir biçim anlayışının ön planda olduğu üretimler olarak yorumlanabilir.

Sanat, yaşam sürekliliğinden etkilenen değişim ve dönüşüm denemeleridir diyen, çalıştığı konular içinde eserlerine verdiği isimler, hem içsel dünyasının hem de hayattaki duruşunun ipuçlarıdır. Sanatçının ele aldığı karşıtlıklar doğrultusunda, konu bütünlüğü, birbirlerine olan akışı, zamanı gündeme getiren bir devinim ve bağlılık-ayrılık ikilemi olarak anlaşılabilir.

Üretimlerine içkinlik katacağı yeni arayışların ve pratiklerin sınırsızlığı içinde deneysel eylemleri önemseyen düşünce yapısıyla, her zaman sanat kazanmalı diyerek, daima ayakları yere basan gelişimin önemini ve doğruluğunu vurgular. Sanatın bir dil ve ifade olarak gelişim gösterebilmesi açısından sanatçının tekrara düşmeden gösterebileceği gelişimi, üretim açısından dönemlere ayrılması gerektiğini savunur.

Sanatın süreci; imge boyutunda yaşam sürekliliğinden etkilenen “sonsuz arayış” ifadesidir. Bireyin iç ve dış hareketlenmelerinde yaşanan değişim, dış dünyaya; ıstırabın bir zorunluluğu, bir eylem ve bir erek olarak yansımaktadır. Sanat; yaşam sürekliliğinden etkilenen “değişim” denemeleridir. İnsanın, zamanın ve hayatın anlamı değiştiği sürece sanat; bilinen ve bilinmeyen tüm gerçeklerin kara deliğine saplanan bir “güç” olarak yaşamına ve değişimine devam edecektir.