Olgu Ülkenciler “Zevkli Rezalet”C.A.M Galeri3-26/10/2013

 

 

Bir önceki sergisi “Das Fenomen”de modernist “büyük anlatı”yı konstrüktivist eğilimlerle, afiş sanatı etkileriyle günümüze yerleştiren Olgu Ülkenciler, dördüncü kişisel sergisi “Zevkli Rezalet”te odağını yine bugüne ayarlıyor ve güncel sanatın da artık bir “büyük anlatı” haline geldiğini ima ediyor. Ülkenciler’in sergisi 3-26 Ekim tarihleri arasında C.A.M. Galeri, Akaretler’de görülebilir.

 

 

İlk dönem işlerinde öncelikle kendi toplumsal konumuyla ve geçmişiyle, yetişkinlik, kadınlık, cinsellik, şehirlilik, bireylik halleriyle yüz yüze gelmeye çalışan Olgu Ülkenciler’in 2007′den sonraki işlerine modern gündelik manzaralar toplumsal bir eleştiri süzgecinden geçerek dahil olmaya başladı. Bu döneme hâkim olan “canacar” teması, artık bir doğal aksam, hatta bizzat doğa, insanın tabiî çevresi haline gelmiş teknolojinin ve masif, ezici bir uzam içinde görünmezleşen insanın eğretilemesi gibiydi. Ülkenciler’in “kız işi şehir serileri”ndeki gerçekçi durum tasvirleri “Das Fenomen” sergisiyle birlikte yerini daha kapsayıcı bir bakışa, toplumsalı adlı adınca zikreden bir eleştiriye bıraktı. Ama bunu yaparken düne bakıyordu: Kolektivizm adına bireyselliği neredeyse silmekle itham edilen, bugünkü düzenin “büyük anlatı” diyerek ölümünü ilan ettiği modernist itiraz, bugün başka türlü de okunabilirdi. Sovyet afiş sanatını, konstrüktivist mimariyi, fütürist şiiri çağıran bu serinin satıraralarında doğaya savaş açmış bir modernitenin farklı ideolojik izdüşümleri, ayrılsa da beraber kalkınma stratejileri yan yanaydı.

 

Dördüncü kişisel sergisi “Zevkli Rezalet”te bugünün fenomeninin adını yine bir “büyük anlatı” olarak koyuyor Olgu Ülkenciler. Artık bugünün güncel sanatı da vaktiyle eleştirerek yıktığı akademik yaklaşımlar gibi geç dönem sendromuna, tamamen kendi içine, kendi diline, ekonomisine, ezberine kapanmış durumdadır. Geç dönem barok ve rokoko gibi, kendi formüllerini kalıplaştırmış, dinamizmini tekrar ve taklitten almaya başlamış, bir temaşa ve şaşaa nesnesi haline gelmiş, kendi kitsch âleminde oyalanır hale gelmiştir. Bu âlem elbette “zevkli”dir, sergi üzerine Emre Zeytinoğlu’nun dediği gibi:

 

“Kitlenin genel eğilimleri içinden, sanata bakmak… Bir şikâyet ya da bir uzak durma çabasından çok, ironik bir yaklaşım… Bir olasılıkla, kendisinin de içinde bulunduğu bir cehennemin, yani düzleşmiş algılar içinde hâlâ ‘şiir’den söz edilen (ama bu söz edilenin asla ‘şiir’ olmadığı; dayatılmış duygulardan başka bir şey de olmadığı) ortamın tam bir ironisidir ‘zevk’ten konu açmak. Üstelik sanatçının, bu sergideki resimlerinde sürekli olarak kitsch’e ait ya da en azından kitsch’i ima eden biçimler kullanmış olması, bu ortamın kendisi için de ‘zevk alınabilecek’ karakterde olduğunu gösteriyor ki bu durum, ironiyi bir kat daha yükseltiyor.”

 

Fakat aynı zamanda bir “rezalet”tir, geç dönem barok ve rokokoyla kurduğu akrabalık sadece dekoratif düzeyde kalmaz, dekadansın toplumsal yasasını da hatırlatır: Sanatın parodi, zevk ve sefahat çağında, onunla ilişkisi hiç de az olmayan gerçek “canacar”lar da iş başındadır, bu sefer şehirden ağaçları, kuşları da kovarak… Ama her baroğun bir moderni de vardır!

 

2007 yılında Yeditepe Üniversitesi Plastik Sanatlar Fakültesi’nden mezun olan Olgu Ülkenciler, 2006 yılında ilk kişisel sergisi “Made In Ulkenciler”i C.A.M. Galeri’de açtı. Yine aynı galeride 2009′un “Ev Kızı”nı 2011′ün “Das Fenomen”i takip etti. İstanbul’daki etkinliklerin dışında Güney Kore’den Avusturya’ya çeşitli karma sergilere katılan Ülkenciler’in ahşaptan metale çeşitli malzemelere başvurduğu heykel çalışmaları da bulunuyor.